DOLAR 37,9308 % -0.06
EURO 42,0162 % 1.84
STERLIN 49,7975 % 0.88
FRANG 44,1203 % 2.55
ALTIN 3.797,24 % -0,77
BITCOIN 81.973,75 -3.854

Perslerin mitolojik dağı Marsis Dağındayız…

Yayınlanma Tarihi : Google News
Perslerin mitolojik dağı Marsis Dağındayız…

Pandemi vurmuştu tüm ülkemi. Malum hep birlikte dayanışma ile bu illeti bir noktaya kadar çekmiştik ki, yetkliler kısıtlamaları gevşetme kararı aldı. Tabiki biz dağcıları dağlar çağıralı çok olmuştu. Dağlar çağırırsa gitmek gerekirdi.

Perslerin mitolojik dağı Marsis Dağındayız…

Tüm dağcıların dağ etkinliği planları birbirini  kovalarken bende uzun süredir görüşemediğim kadim dostum, dağlar kızı Hatice Erener’i aradım. Oda planını Marsis Dağına yağmış. Rize’den Verçenik Dağcılık klübünün şeker adamı Metin Çolak ile Samsun’dan Samdak’lı dağcılar ile anlaşmışlar. Hemen hazırlıklar yapılıp yola çıktım tabiki. Aynı heyecan aynı ruhla.

Hatice’yi Trabzon havalimanından aldım. Rize’de şoförümüz dediği, yeni dostum Ali ile tanıştık. Sadece Ali mi? Tüm kardeşleri Karadeniz insanının paha biçilmez karakteristiğini sergilediler. Artık Çamlıhemşin yolundan geçipte uğramadan geçemeyeceğim bir dostum olmuştu. Sonra diğer dağcı dostlarda geldiler.

Ekip tamamdı. Hemen yola koyulduk. Çünkü 3,5 saatlik uzun ve yorucu bir araç yolculuğuna çıkacaktık. Yolun uzunluğundan çok sert virajlar ve dik iniş ve çıkışlar hızımızı çok düşürüyordu. Sisli bir orman yolculuğundan sonra cennetin girişine geldiğimiz hissi veren o inanılmaz manzarayla karşılaştık.Sis tabakasının aşağıda bir deniz gibi kaldığı anda, Kaçkar dağlarının zirvelerinin başını çıkardığı, mavi ile yeşilin en ahenkli halde buluştuğu, burda çekilen fotoğrafların kataloglara kapak yapılıp sanatçıya ödüller kazandırdığı o muhteşem doyumsuzluğu bol bol fotoğraf çekerek gözlemleyerek tüm hayranlığımızı dışarı aktararak yaşadık. Aklımdan geçen ilk şey, bu dağ için değil, sadece yaratanın bu eserini görmek için gelinir dedim. Zaten dağcılık doğa sevgisiydi. Görsende, anlatılamayan güzellikleri yaşamak değilmiydi.

Yolda liderimiz Metin, bize Marsis Dağının mitolojideki hikayesini anlattı. Dünyaya hükmeden Pers kralının, Yunanlılardan oluşan ordusuyla kardeşi Kayros’u yenince, Kayros’un  ordusuyla kaçarken, Marsis dağına sığınmıştır. Çünkü Marsis dağında yaşadıklarını düşündükleri tanrılarının lanetinden korktukları için Perslilerin takip edemeyeceğini düşünmüşlerdir. Öylede olmuştur. Tam kurtulduklarını düşündükleri anda çıkan fırtınada bin asker soğuktan ölmüştür. Ve ölen askerleri için birer dikey taş bırakmalarından dolayı zirvede dikey taşların olduğunu söyledi.

Takriben 2700m rakıma geldiğimizde yol bitmiş ve kamp yükü ile 45dklık yürüyüşe başlamıştık. Yürüyüş esnasında ekibimizde bulunan Shahad AlMakki adında Iraklı bir kızımızda vardı. Genç dinamik pırıl pırıl bir kızdı.  Bal demek miş Shahad. Ama adını Balkız yaptık hemen. Sonra birlikte kamp alanına beraber vardık. Muhteşem Marsis Dağı ve dibindeki mevsimlik göl görüntüsü ile mest etti bizleri. Gölün kenarına kampımızı kurduk. Hatice ile akşam yemeğimizi yedik. Ekiple güzel bir kaynaşmamız oldu. Ertesi sabah 7 sularında Metin’in liderliğinde yola koyulduk. Güneş tüm güzelliğiyle dağa vururken oluşan kızıllık, çiçeklerin en canlı olduğu ve aromasından kokusundan duyduğumuz haz, üçbin rakıma yaklaştığımızın kanıtıydı.

Tam burada dar ve taş akma riskinin olduğu bir geçiş çıktı karşımıza. Hemen dağcı disiplinini sağladık ve liderimiz Metin’in peşine ip gibi dizildik. Çünkü liderin bastığı adımlar artık bizim için denenmiş yani sağlam yerlerdi. Üstelik taş yuvarlanması olursa taşın, yuvarlayan kişiden bize hızlanmadan yakalamak yada boşa çıkarmak için aramızdaki mesafeyi kapatmak elzemdi.

Bizim Balkız yeni olmasına rağmen çok iyiydi. Ama burası onun için zor bir dağdı. Yardımcı olmaya çalıştık. Dağcılık sporunun böyle gençlere sevdirilmesi zirve yapmamız kadar önemlidir hep. İçimizde Muzaffer ve Aykan vardı. Daha 18 yaşında dağcılık eğitimlerini bitirmişler. Dağcılığa aşina oldukları için güle oynaya zor parkurları bile çıkıyorlardı. Öğretmen kimliğimin getirdiği bir gıpta ile baktım ikisinede.

Zirve altına geldiğimizde Metin toplantı kararı aldı. Klasik zirve rotasının dışında, kaya tırmanışının olduğu bir mağara kenarından geçildiği, daha zor ama zevkli bir rotadan gitme teklifini iletti. Dönüşte klasik rotadan inecektik. Heyecanla kabul ettik. Öylede oldu. Kaya tırmanışı biz dağcıları hep heyecanlandırır. Kendimi bir lunaparkta gibi hissederim böyle yerlerde.

Zevkli bir tırmanış sonunda Doğu Kaçkarların en yüksek zirvesi olan 3371m rakımlı  zirvede, Pers prensi Kayros’un donarak ölen askerleri için diktirdiği taşlar olduğu söylenen dik taşlar karşıladı bizi. Tarihin ve mitolojinin içinde gibi hissettim kendimi. Ben her dağın bir ruhu olduğuna inanırım. Marsis’te kesinlikle çok yoğun enerjisi olan, etkileyici bir dağdı. Zirveden kaçkarlar müthişti. Hava açık olduğu için bulutlar, sis tabakası, dağ zirveleri ve sonsuz görüntü ile başbaşa kaldık.

Zirvede Türk Bayrağının yanında Irak Bayrağıda vardı Balkız sayesinde. Haksızlığa, sömürüye, işgale, katliama ve İslam medeniyetinin yok edilmesine olan isyanım depreşti birden. Balkız’la bende Irak bayrağı ile fotoğraf çekindim. Tüm emperyalistlere inat.

Dinlenme ve ihtiyaç giderdikten, tabiki Türk kahvesi içtikten sonra inişe geçtik. İnişleri hiç sevm ben. Motivasyonun kaybolur, gücün tükenir, ayağın hep boşluğa düşer, zayıf olan arka bacak kaslarıyla inersiniz ve kaza yapma riskiniz çok yüksektir. İnişi Gizem’le partner olarak indik. Oda yorulmuştu. İki yol arkadaşı sohbet ederek inerken Gizem’in “ooy oy” diye yakınmaları esprilerimin kaynağı olmuştu. Gizemde ne kadar güçlü ve iradeli olduğunu göstermişti zaten. Kamp alanına indiğimizde çok yorulmuştuk. Erken inenler kampı toplamıştı. Yine dönüş yoluna kadar kamp yüküyle yürürken ertesi gün kü zirvenin planlarını yapmaya başlamıştık. Hangi zirve mi?

Büyük Sivas Haber


YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.