
Merhaba sevgili Sivaslılar… Ben Fatmanur Akkişi... Artık bende her hafta yazacağım köşe yazılarıyla buyuksivas.com’dayım… Bu hafta televizyonda reyting rekorları kıran Müge Anlı ve televizyon programından bahsetmek istiyorum… Yazıya sosyal medya hesaplarımızda yorumlarınızla katkı sağlarsanız beni sevindirirsiniz…
Halk Olarak Neden Müge Anlı ’dan Vazgeçemiyoruz?
Bu sene itibariyle 13. Sezonuna başlayan “MügeAnlı ile Tatlı Sert” programı kimine göre ekran karşısında ki toplumun bu tarz konularda körelmesine,duyarsız ve yoz bir toplum olmasına sebep oluyor. Diğer tarafa göre ise hayatın içinden hatta içinden de değil hayatın ta kendisini sunuyor.
Kişisel olarak konuşmam gerekirse bende diğer tarafta ki toplumun bir parçasıyım. Daha küçük bir kız çocuğu iken annemin mutfak televizyonunda daima açık olan bir programdı,yaşın verdiği toyluk ile bu programların yerine her yerde çizgi-film yayımlanmasını bekliyorduk, bekliyordum.
Şimdi ise genç bir hanımefendi olarak, bir iletişim öğrencisi olarak MügeAnlı ile Tatlı Sert programının ben ve diğer tüm gazeteci adayları için altın tepside sunulan bir yayın olduğunu ayrıca MügeAnlı şahsi duruşu ile de gazeteciler ve gazeteci adayları için bir rol model olduğunu düşünmekteyim.
Yaşanan ve yansıtılan birçok olayın, aslında insanların zihnini zorlayıp belki de hayal dünyasının bile dışına çıkabilecek gerçekler olduğunu görmekteyiz. En bilindik olaylardan örnek vermek gerekirse Palu Ailesi, çok yakın zamanda yine ortaya çıkan Şiar Kılıç ve en son olarak hepimizin kalbini burkan Aleyna Çakır meselesi.
Toplum nezdinde bir ses olan bu yayının kişisel ve toplumsal ahlaka da birçok şey kattığını görmekteyiz. Program esnasında çekilen geniş çerçeveli olay fotoğraflarının da adalete bir yardım eli olduğu inkar edilemez bir gerçek.
Tüm bunların yanı sıra oluşan bu birlik/dayanışma sayesinde birçok insan hayrını bu yayına yapıp yine ihtiyaç sahibi insanlara el uzatıp iyilik zincirine bir halka daha olmakta. Bunlara tekerlekli sandalyeler ve Kızılay’a yapılan 2868’e MÜGE yazılıp atılan smsler ile gerçekleşen 10 gezici aşevi yine en bilindik örnekler arasında. Tabi öncülük yaptığı eğitim-öğretim kampanyalarını da unutmamak gerekir.
Her insanın kişisel olarak program içerisinden cımbızla çekip kulağına küpe olarak koyduğu birçok yaşanmışlık ve ders nihayetinde örnekler var ki.
Bu programdan çıkarılması gereken en büyük ders “o yapmaz,bu kandırmaz, çocuğum iki dakika dışarıda oynasın bir şey olmaz, benim kızıma/oğulma o gözle bakmaz…” vb birçok kesin yargının aslında en büyük yanılgı olmasıdır.
Her an herkese her şekilde her şey olabilir. Benim başıma gelmez ki diyerek söylenen her sözünde maalesef tam da o kişinin başına geldiği de kaçınılmaz bir gerçek.
Bu yüzden toplum olarak birinin maddi manevi sahip oldukları şeylere göz dikmek yerine kendimiz de çabalamalıyız, kıskançlığın yerine çabayı koymalıyız. Kimsenin tek bir saç teline bile dokunmamalıyız. Tehlike sezdiğimiz her an ya orayı terk etmeliyiz ya da adalete güvenmeliyiz. Aç gözlülük, yalancılık dolandırıcılık, fesat ,iftira,hırsızlık,dedikodu,ahlak zafiyeti bugüne dek kime ne kazandırmış ki şimdiden sonra başkasına bir şey kazandırsın.
İçinde çaba ve istek olan her şey eninde sonunda bir şekilde zaten gelip bizi buluyor. Bu yüzden umut insanın en temel ışıltısıdır,umut ile emek harmanlandığında ise çevre parlamaya başlar.
İyi insanlar olup iyilikten vazgeçmeyelim o bize yeter.
“ Toplumun iyi insanlarının sesi çok daha gür çıkacak,kötülükler var ama iyi insanlar da var.
Yıkılmamak lazım olaylar karşısında,ayakta durup ben bunun üstesinden gelebilirim demek lazım.
Kuralları biz belirleyeceğiz, karşı taraf değil. Biz bir arada güçlüyüz.”
Dileriz ki kimse kötülükle,zorlukla karşılaşmasın ama karşılaşan o insanlar içinde bu programlar yine tüm samimiyeti ile ayakta kalsın.
Büyük Sivas Haber